eskisi kadar cümle kuramıyorum
Ben bir şeyler karamayalı epey zaman olmuş. En son sıcak bir yaz gecesi pek de tadını çıkaramadığım balkonumda otururken yazmıştım bir şeyler. Mecburi hizmet stresi, tus, bilinmezlik... Bilinmezlikler beni Varto'ya, soğuk bir diyara da sürükledi. Sonbaharda dağına kar düşen topraklar, Dostoyevski romanlarını andıran bir soğuk ve sessizlik, sonuna kadar bir yalnızlık hissi... Bilmediğim bir dil, mazlum ve mahsun insanlar, yoksulluk, çaresizlik... Sonrasında ani gelişen bir tercih süreci ve kendimi dört ay sonra memleketimde dahiliye asisatnı olarak bulmak :) Hayal ettiğim gibi oldu mu bilmiyorum, ne hayal ettiğimi hatırlamıyorum. Mutluluk ve stressiz bir yaşam dilemiş olabilirim ama şu an buna çok uzağım. Ağır bir bilgi yükünün ve stresin olduğu bir alan seçtim. Uykusuz geçen nöbetler ve daha zoırlaşacağını bilmek. Karşısında çaresiz kalınan ve en son ölümün kucakladığı hastalıklar, birlikte çalıştığın asistanlara ve ortama alışma süreci. Benim gibi özgüven problemi olan bi...